6 Ekim 2009 Salı

Mutluluğa Dair


ÇIPLAK ADAM

Bundan çok uzun zaman önce mutsuz bir kral varmış. Ne yapsa, ne etse mutlu olamıyormuş.

Derken ülkenin en bilge kişisini huzuruna çağırtıp mutluluğun formülünü sormuş. Bilge: “Kral hazretleri! Mutsuzluktan kurtulmanın tek yolu, mutlu bir adamın gömleğini giymektir.” demiş.

Kralın adamları aramışlar, taramışlar; fakat mutlu birine rastlamamışlar. Kimileri eşinden, kimileri yoksulluktan, kimileri de soğuktan yakınıyormuş. Çaresiz saraya dönmeye karar vermişler.

O sırada bir evin önünden geçiyorlarmış. İçeriden birinin şöyle dua ettiğini duymuşlar: “Tanrım, sana şükürler olsun. Bugüne dek ne istedimse verdin. Ben mutlu olmayayım da kim mutlun olsun?” bunun üzerine hemen içeri dalmışlar. Fakat içeri girince bir de ne görsünler, adamın sırtında bir gömlek bile yok.

Hepiniz belki de kral gibi mutluluk gömleğinin nerede olduğunu soruyorsunuz, öyle değil mi? Belki de çıplak bir adamın sırtındadır, kim bilir!

Mutluluğu başkalarında değil, kendimizde aramalıyız. Mutluluk bakkalda satılan şeker değildir. O, insanın hayata bakış açısıyla ilgilidir. Ona ulaşmak istiyorsanız, kalbinizi bir gözden geçirin. Kalbinizin derinliklerine ulaşın önce... İnsanlara, doğaya, canlılara, çiçeğe, böceğe ve onları "Yaratan"a nasıl bakıyorsunuz? Yaratılanı "Yaratan"dan ötürü sevebiliyor musunuz? İşte o zaman siz hayatı seviyorsunuz ve mutluluğu hak ediyorsunuz demektir. Mutlu ömürler...

http://forum.memurlar.net/topic.aspx?id=562882
Alıntıdır.. Emeğe Saygı ve Teşekkürler

24 Eylül 2009 Perşembe

Dalai Lama-Süper Karakter Testi

Bu son derece ilginç testimizde sadece dört soru var. Ama sonuçları okuduğunuzda söz veriyoruz, küçük dilinizi yutacaksınız!!!
Tek şart bir sorudan diğerine geçene kadar sabredin ve cevaplara sakın göz ucuyla dahi bakmayın. Ve teste başlamadan önce bir dilek tutmayı da ihmal etmeyin.
Testimizin diğer adı Dalai Lama testi.Budist felsefesine göre; insan beyni şemsiye gibidir, açıldığında daha çok işe yarar.... Bu sorularada cevap vermek çok kolay. Ama kuralları unutmayın!!!! Yanıtları önceden okursanız testin tüm büyüsü kaçar, sonuç samimi olmaz, dileğinizde gerçekleşez ona göre ....;
Size tavsiyemiz sorulara teker teker cevap veririken yanıtlarınız bir kenara not etmeniz. Böylece tesin sonuna geldiğinizde iç dünyanız hakkında bilgi edinebilmeniz daha kolay olacak. GELELİM SORULARA...

Aşağıdaki hayvanlar arasında kendinize göre bir sıralama yapınız

İNEK

KAPLAN

KOYUN

AT

DOMUZ





Aşağıdaki kelimelerin yanına onların size hatırlatığı ilk duyguyu yazınız..

KÖPEK

KEDİ

FARE

KAHVE

OKYANUS

Aşağıdaki renkleri size düşündürdüğü insanları yanlarına yazınız. Her rengin yanına sizi tanıyan ve sizin için önemli olan bir kişinin adı gelsin, aynı kişiyi tekrar etmeyin..

SARI

TURUNCU

KIRMIZI

BEYAZ

YEŞİL

Uğurlu sayınızı ve haftanın size en uğurlu gününü not edin..





Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe Cuma Cumartesi Pazar .. Uğurlu gününüzü seçin!!! <<<<<<< Uğurlu sayınızı yazınız....
....

GEÇELİM CEVAPLAMIŞ OLDUĞUNUZ TESTİN SONUCUNA KOLAY GELSİN BAKALIM!!!
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

DALAİ LAMA TESTİNİN CEVAPLARI
Bitti mi? Tüm sorulara yanıt verdiğinizden son bir kez emin olun. Şimdi cevap anahtarına geçiyouz.....



Yaptığınız sıralama hayatınızda nelerin öncelikli olduğunu gösteriyor.

İNEK : Kariyer

KAPLAN : Gurur

KOYUN : Aşk

AT : Aile

DOMUZ : Para
--------------------------------------
Köpeği tarif biçiminiz kendi kişiliğiniz.

Kediği tarif biçiminiz çocuğunuzun ya da eşinizin tarifidir.

Fareyi tarif biçiminiz düşmanınızı simgeler

Kahveyi tarif biçiminiz sekse bakış açınızı yansıtır.

Okyanusun tarif biçiminiz hayatınızın ta kendisi
------------------------------------------------
SARI : Asla unutmayacağınız biri.

TURUNCU : İyi ve güvenilir bir arkadaş

KIRMIZI : Gerçekten aşık olduğunz ya da çok sevdiğiniz biri.

BEYAZ : Ruh ikiziniz.

YEŞİL : Hayatınız boyunca yanınızda olacak, destek göreceğiniz kişi
----------------------------------------------------------------
Şimdi de testin süpriz bölümüne geldik.Uğurlu sayınız kadar kişiye bu testi uygulayın. Uğurlu gününüzde dileğiniz gerçekleştiğini göreceksiniz.Dalai lama testi böyle sürüyor!.....



ALINTIDIR..
EMEĞE SAYGI ve TEŞEKKÜR

Bir Çift Yürek Roman Özeti



KİTABIN KONUSU

Aborjin yerlilerinin yaşamlarını ve bu yaşantının aslında bütün insanların ortak bir yaşantısı olduğunu fakat bizim buna ne kadar yabancı olduğumuzu anlatıyor.

KİTABIN ÖZETİ

Amerikalı bir tıp doktoru olan Marlo Morgan gerçek bir olaya dayanan bu kitabında Avustralya’da yaşadığı ruhsal bir yolculuktan bahsetmektedir. Yazar, göçebe bir kültüre sahip Avustralya yerlileri olan Aborijinler eşliğinde, kabilenin kendilerini adlandırdıkları şekliyle ” Gerçek İnsanlarla” birlikte dört ay süren ve çölü boydan boya katettikleri uzun bir yürüyüşe çıkar. Bu süre boyunca, çölün çorak coğrafyasındaki bitkiler ve hayvanlarla uyum içinde yaşamayı öğrenir. Olağandışı insanlardan oluşan bu toplulukla birlikte yaptığı bu yolculukla Morgan, bu insanların 50.000 yıllık kültürlerinin felsefesi ve bilgeliği ile tanışır.


Macerasının ilk gününden itibaren bu çetin yolculuğun zorluklarıyla mücadele etmek zorunda kalır. Dayanıklılığının her gün sınandığı bu zorlu yolculukta, karşılaştığı her zorlukla birlikte ruhu da değişime uğrar. Aborijinler onu, büyük bir alçak gönüllülükle kendilerinden biri olarak kabul ederler ve onun şefkat dolu öğretmenleri olurlar. Öğretmenlerinden, her insanın eşsiz niteliklerini ve içsel ruhunu takdir etmeyi ve kutlamayı öğrenirken bir yandan da güçlü şifa yöntemlerine tanık olup onların canlılarla ilgili farkındalıklarının ne kadar derin ve anlamlı olduğunu da anlamaya başlar.Yüz Temel Eser Özetleri, Kitap Özetleri, Roman Özetleri, Yüz Temel Eser, Özet

Yazarın bu kabile ile tanışması bir süreliğine çalışmak için gittiği Avustralya’da, yerlilerin sorunları ile ilgilenmesiyle başlar. Yazarın onların sorunları ile ilgilendiğini ve onları yakından tanımak istediğini gören bir grup yerli onu bir toplantılarına davet ederler. Ancak, bu toplantı hiç de yazarın beklediği gibi bir toplantı değildir. Bu toplantı için çok özel bir şekilde hazırlanan ve onlar için yaptıklarından dolayı özel bir taktir bekleyen yazar kendisini almaya eski bir jip ile gelen bir yerli ile toplantı yerine gitmek üzere yola çıkar. Çoğu çölün ortasında olmak üzere dört saat süren bir yolculuk sonrası yazar kendini ıssız çölün. ortasında bir grup “ilkel” yerlinin yanında bulur. Kendisinden ilk istenen şey üzerindeki her şeyi ama her şeyi çıkartmasıdır. Bir peştamala sarılı ve yalın ayak kalan yazar ve tüm eşyaları kutsanır. Kendisi yerlilerin arasına kabul edilirken o anda sahip olduğu tüm eşya yakılır. Çünkü, “maddi nesnelerden ve bazı önyargılardan kurtulmak ‘varolmaya’ doğru yapacağı o yürüyüşün gerekli ve vazgeçilmez bir adımıydı”. Bundan sonra yazar bu kabile ile çölü boydan boya geçeceği ve bambaşka bir hayat felsefesi ile karşılaşacağı bir yolculuğa başlar.

Yazar yolculuk boyunca önceden ilkel olarak gördüğü bu insanların doğa ile nasıl iç içe yaşadıklarını; bu kupkuru çölde asla aç ve susuz kalmadıklarını; konuşmadan birbirleri ile iletişim kurduklarını; karşılaştıkları her tür sağlık sorununu çözecek bir birikime sahip olduklarını; hırs, kin, nefret, saldırganlık gibi olumsuz duygularının olmadığını; asla yalan söylemediklerini; hiç bir olayı veya kişiyi yargılamadıklarını; dünyada olup biten her şeyden haberdar olduklarını ve daha bir çok olağanüstü yetenekleri olduğunu hayretle görür.

Yazar tüm yolculuk boyunca kendi kentli yaşamı ile yerlilerin yaşamını, hayata bakışını ve felsefelerini karşılaştırdıkça onların bilgeliklerine hayranlık duymaya başlar. Batı toplumlarının aksine hiç bir nesne ve eşyaya bağlanmayan ve mülkiyetçilik bilmeyen bu insanlar yazarda büyük bir saygı uyandırırlar. Çünkü, Tanrısal “Birlik”‘e inanan bu insanlara göre ” sen birinin canını acıtırsan, kendi canını acıtırsın, birine yardım edersen, kendine yardım edersin.

Sevdiğin Kadar Sevilirsin



Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa
Sevdiğin kadardır ömrün
Gülebildiğin kadar mutlusun
üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi
Sevdiğin kadar sevileceksin.

Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın

Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin
işte budur hayat!
işte budur yaşamak
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren

CAN YÜCEL

Volkan Konak

Her daim dinlenesi bir şarkı...


11 Eylül 2009 Cuma

8 Eylül 2009 Salı

Öğüt

Okulda, anladıkça başaracaksın

Yaşamda, başardıkça anlayacaksın

Gelecek mutlu-mutsuz, inanmasan da

Gözlerin yaşardıkça, anlayacaksın

Yalnızlık paylaşılmaz

Paylaşılsa yalnızlık olmaz...

Özdemir ASAF